Manavdan elma, kasaptan et, kırtasiyeden ödev

By GermanToGo

Uzun bir aradan sonra sizinle pasif kalan blogumu aktifleştirmeye geldim. Beni derinden sarsan konular üzere yazacağım bu yazıda, azda olsa sizi düşündürmek, sizede bir farkındalık kazandırmak isterim.

2019 yılının sonuna yaklaşırken öğrencilerimin geçmiş sene hakkında kalplerinden geçenleri dinlemek için biraz zaman ayırdım. Çoğu sevinçlerini, tatil planlarını, başarılarını dile getirirken içlerinden bazısı şikayetlerini ve günlük streslerini dile getirdi. Hayat tabi, iyi günlerimiz olduğu kadar kötü günlerimizde olacak. Hatta dönüp geriye baktığımızda iyi günlerimizden çok zor günlerimizi hatırlayıp, derin bir oh çekeceğiz. O zorluk her ne ise başardığımız için kendimizle gurur duyacağız. Tabi zorluğu yenmeyi başarabilirsek. Kalemimdeki hüsran ve hayal kırıklığını hissediyorsunuzdur.

Konuyu açmak gerekirse…

Öğrencilerimden biri ortaokula henüz yeni başladı. İlk aylarında yeni okuluna ve derslerine alışma sürecinden geçti. Yeni öğretmenleriyle tanıştı, onları ve derslerinde önem verdiği noktaları keşfetmeye başladı. Ödevlerini özenle yaptı, zorlukların üstesinden gelmeyi denedi. Lakin bir kaç ay sonra sınıfındaki arkadaşlarından “ödev satın alma” imkanını duyuncaya kadar. Bir gün öğretmen tekrar bir ödev verir ve öğrencim bu imkanı denemek üzere, “o” kırtasiyeye doğru yola çıkar. Dükkana girer, dersin ve ödevin ne olduğu anlatır ve sadece 2 dakika içinde bir çıktının üzerinde neredeyse babasının bir gündeliği kadar ödeme yapıp, ödevini teslim alır. Evine gider, meraklı bir öğrenci olduğu için aldığı çıktıyı güzelce okur ve ezberine katar. 

Ezberle ilgili not: Öğrenci hayatımda ne kadar ezbere karşı olmuşsam, öğretmenlik hayatımda da bir o kadar hedeflerimden uzak tutuyorum. Çünkü öğrenci ilk önce anlamalı , algılamalı, sorgulamalı ve ardından onu kendi yorumlamalı. Yoksa hayatı da ezbere mi yaşayacak bu çocuklar? Neyse, konumuz ezber değil. 

Öğrenci ödevi teslim eder ve iyi bir notla ödüllendirilir. Çocuk o kadar sevinmiş ki dersime geldiğinde ilk bu olayı benimle paylaşma isteği duydu. Tabi anlattıklarınla benim içime koskocaman bir hüsran bırakarak. Nereden başlasam bilemiyorum. Buna izin veren ebeveynlerden mi? Eğitim sisteminden mi? Yoksa eğitimi ticarete çevirenlerden mi? 

Eğitim nedir?

Çocuklar asıl okula neden gider, diye hiç sordunuz mu kendinize? Cevabı basit: Eğitimi tam birer birey olarak topluma faydalı olması yada çaba sarf ederek hedeflerine ulaşabileceğini görmesi için. Fakat çocuğumuza ödev satın almayı ve çabanın değilde paranın olması gerektiğini öğretirsek, bu bize nasıl geri döner? Sadece ödevlere satın almaktan bahsetmiyorum bazı anne babalar ödevleri kendileri çözüp öğrenci yapmış gibi göstermekte, aynı tas aynı hamam. 

Bütün suç bizde yani, eğitim sistemi çok mükemmel zaten

Boomerang’ı İnstagram sayesinde biliyoruz, fakat gerçek hayatta o kadar eğlenceli olmayabilir. Sen çocuğuna “boşver yavrum zamanını ödev yapmakla harcama, satın alırız” diye imkan sunarsan, bu çocuk büyüyüp üniversiteden satın alınmış eğitim hayatıyla mezun olduğunda hangi topluma nasıl faydalı olsun? Azmi öğretmemişsin, çaba göstermesini, pes etmemeyi değilde “para varsa, hayat var” mantalitesini vermişsin çocuğa. Yani kısacası evladının eğitimi seninde sorumluluğun altında. 

Üstüne alınanlar şimdi, “ha bütün suç bizde yani, eğitim sistemi çok mükemmel zaten” dediğini duyar gibiyim. 

Devlet ve azınlık özel okullarında verilen “eğitimin” eskimiş ve öğrenim hedeflerinin kaybolmuş olduğunu gözlemlemek çokta zor değil. Öğrencilerin gün geçtikçe daha çok yardıma ihtiyacı olduğu aşikar. Teknoloji hızlı adımlarla ilerlerken, eğitimin sabit kalması öğrenciyi gerilemeye itiyor. Boomerang efekti burdada etkisini gösterip, öğretmenler öğrencilerine işlenmemiş veya işlendiğinden kat ve kat zor ödev veriyor, öğrenci dershanesine başvuruyor, ordan yeterli desteği göremeyince, bilgisinin yetersiz kalmasını kabullenmeyip KENDİ çaba sarf etmeyip kolaya kaçmasına sürükleniyor. Ve tam da burada eğitimi “ticarete” çevirenler işe giriyor. 

Hiç bir şekilde etik olmayan, ödev satma ile kendine iş sahası kurmuş acınası  insanlardan bahsediyoruz. Okul hayatını kolaylaştırıyor olabilir, fakat eğitimi yok ediyorlar. 

Emeğe saygı

Hazırı sunmak yerine, yardım eli uzatın, yol gösterin, başarmanın sevincini gösterin ve ödüllendirin. Satın alınmış ödevlerin aslında yenilgi olduğunu sizde biliyorsunuz. Eğer tek bir öğrenciye ulaşmışsa bu yazdığım, o bilsin ki emeğinin karşılığını er yada geç alacaktır. Başta görünür olmasa bile ileride hayata karşı dik duruşu ile çabaları kendini belli edecektir. Boşluğa düşmektense, bilgi dağarcığını doldurmayı tercih etmelisin!